1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. Vehbi Vakkasoğlu Röportajı – Merve Çoşkun / Ümmügülsüm Yücetaş

Vehbi Vakkasoğlu Röportajı – Merve Çoşkun / Ümmügülsüm Yücetaş

Vehbi Vakkasoğlu Röportajı – Merve Çoşkun / Ümmügülsüm Yücetaş

Tokat Kitap Fuarı’na gitmemizin kesinleşmesiyle beraber Vehbi Vakkasoğlu’yla  yapacağımız röportaj da kesinleşmiş oldu.

Öncelikli olarak neden Vehbi Vakkasoğlu’nu seçtiğimizi açıklayalım. Kitabını okuduğumuz ve hakkında en çok bilgi sahibi olduğumuz yazar olduğu için röportaj yapmamız bizim için daha kolay olacaktı. Gelelim işin en iddialı yerine, röportaj yapma kararını Olcay ve Nuh Hocalarımıza söylediğimizde önce güzel bir fikir olduğunu daha sonra ise bunu başaramayacağımızı iddia ettiler.  Vehbi  Vakkasoğlu’nun çok yoğun alacağını ve bizim de sorularımıza cevap veremeyeceği düşüncesindeydiler.  Ama biz onlardan daha iddialıydık.

Gelelim başaramayacağımızı iddia ettikleri işin, başardığımız kısmına.

İşte dergiye damga vuran röportaj.

Ümmügülsüm soruyor,

Vehbi Vakkasoğlu cevaplıyor,

Merve sorulanları ve cevaplarını ses kayıt cihazına kaydediyor.

İlk defa ben ne zaman “yazar” olacağım dediniz?

Çocuktum, ilk yazımı okulumuzun duvar gazetesine yazmıştım. O gün hocamız, muharrir olacaksın, dedi. Beni ilkokul öğretmenim keşfetti. Muharrir yazar demekmiş meğer, sonradan öğrendim. O zaman yazar olmaya karar verdim.

Bir kitap yazarı olarak tanınmak nasıl bir duygu?

Çok güzel bir duygu çünkü insanlar, sizi fikrinizle gönlünüzdeki muhabbetinizle tanıyorlar ve seviyorlar. Böylelikle gerçek bir kardeşlik ortaya çıkıyor. Bu da insanın iç dünyasında çok zenginleştiriyor .

Yazmak için önce hissetmek gerekir, derler. Sizce de öyle mi?

Evet, hissetmeden yazanlar zaten yazar sayılmazlar. Onlar internetten indirirler, tercüme yaparlar. Kitabına yüreğini katmayan yazar, yazar değildir!

Kitaplarınız hakkında her türlü yoruma açık mısınız?

Her türlü yoruma açığım. Tenkitleri severim. Tenkide dayanıklı olanlar kendilerini geliştirirler. Bir kitabı hakkında bu soru üzerine bir şey söyleyecektik ki Olcay hoca bizi izlerken Vehbi Vakkasoğlu’ nun dikkatini çekmişti ve aralarında şu konuşma geçti:

Vehbi Vakkasoğlu:  Şirin şirin baktın. Röportaj yapıyoruz. (Elini selamlaşmak için uzattı.) Bunun üzerine Olcay Hoca, benim CANAVARLAR, dedi.

Vehbi Vakkasoğlu, gülümseyerek MAŞALLAH, dedi.

Röportaja devam ettik.

Önce kitabın adını mı belirlersiniz, içeriğini mi?

Öncelikle ilk adı aklıma düşer. Kitabın ismine göre içeriğini belirlerim.

Hayatınızda en fazla iz bırakan olay veya durum nedir?

Necip Fazıl KISAKÜREK, babamın dostuydu. İlk gördüğüm, tanıdığım ve dinlediğim büyüğümdü. Onu tanımak ve ondan etkilenmek benim hayatımda iz bırakmıştır. Elini öpmekle şeref duyduğum hocalarımdan biridir.

Yaşamınızdaki esin kaynağı kim olmuştur?

Necip Fazıl. Bir de tanımadan, görmeden sevdiğim bir büyüğüm var: Mehmet Akif. Kendisi hakkında dört eserim var. En sonuncusu Akif Dede’dir işte. Çok severim onu, görmeden sevdim. Elini öpemeden benimsedim ve başımın tacı oldu. Hâlâ sevmeye devam ediyorum.

Kitaplarınızı yazarken ne tür bir ortam seçersiniz?

Geceleri yazarım sakin, sessiz ortamda.

Sizi anlatan güzel bir cümle var mı?

Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.

 

Yorum Yap

Yorum Yap