1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. Merhamet İhtiyacı-Hilal Atasoy

Merhamet İhtiyacı-Hilal Atasoy

Merhamet İhtiyacı-Hilal Atasoy
1

İnsan duyguları olan bir varlıktır. Bu duygulardan birisi de merhamettir. Merhameti,bir kişinin yaşadığı şeyler karşısında üzülmesi ve ona acıması olarak tanımlayabiliriz. Her ne kadar “bir kişinin” dediysek de merhamet sadece insanlara değil tüm canlılara ait ve her canlıya hissedilebilen bir duygudur.

Merhamet, insanı insan yapan şeylerden biridir. Bunun örneklerini hayatımızın her safhasında görebiliriz. Genellikle merhameti başkalarından bekleriz fakat başkalarına da merhamet etmemiz gerektiğini bazen unuturuz. Örneğin anne-babamız bize bir konuda sert davrandığında onları eleştiririz ama bazen bizim merhametimize, iyi niyetimize ihtiyacı olan yakınlarımıza katı davranırız.

Bu duygu insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da çok yoğun olarak görülür. Mesela bir kuş sabahtan akşama kadar dolaşarak yavrusuna yemek bulmak için çabalar. Bir kedi yavrularını korumak için kendinden güçlü, büyük canlılara kafa tutar. Hatta bununla ilgili yaşanmış bir olay da vardır. Otobandan geçmeye çalışan bir köpeğe araç çarpar, köpek yaralanır. Onu gören diğer köpek araçların gelip geçmesine aldırmadan kendini tehlikeye atarak yolda yatmakta olan arkadaşını çekerek kenara götürür. Bunun gibi birçok örnek vardır.

Merhametle ilgili bir olay da Hz.Süleyman zamanında yaşanmıştır. Bir gün Hz.Süleyman’ın huzuruna iki kadın ve bir bebek getirildi. Aralarında ihtilaf vardı. İkisi de bebeğin kendilerinin olduğunu iddia ediyordu. Hz.Süleyman meseleyi anlatmalarını istediğinde birincisi söz aldı ; “Efendim, bu kadınla birkaç gün arayla doğum yaptık. Birlikte otururuz. İkimizin de kocası, kimsesi yok. Bebeklerimizi bir arada büyütmeye başlamıştık ki bu kadının bebeği öldü, bunu hazmedemeyince ölenin benim bebeğim olduğunu söylemeye başladı, ardından bebeğimi çaldı ve şimdi de kendisinin olduğunu iddia ediyor, bana vermiyor. Yavrumu geri istiyorum!” Söz sırası ikinci kadına geçti. O da aynı hikâyeyi anlatıyor ama kucağındakinin kendi bebeği olduğunu, kıskanç arkadaşının bebeğini elinden almaya çalıştığı için şikâyetçi olduğunu söylüyordu. Meseleye ışık tutacak ne bir şahit ne de bir delil vardı. Hz.Süleyman bir an sessiz kaldıktan sonra ayağa kalktı ve celladın huzuruna çağrılmasını emretti. Sonra kadınlara döndü ve bebeği tutan kadının kucağından kundaktaki bebeğin alınmasını işaret ederek hükmünü açıkladı ; “Madem aranızda anlaşamıyorsunuz ve ikinizin de iddiasının aksini ispat etmek mümkün değil, bebeği tam ortadan ikiye böleceğiz, ikinize de birer yarısı verilecek!” Salondakilerin gözleri dehşet içinde açıldı. Elinde kılıcıyla cellat huzura vardı. Kucağından bebeği alınan kadın öfkeli bir bakış fırlattı ötekine ve mecburen razı olduğunu belirtircesine kafasını salladı. Diğer kadın ise hıçkırıklara boğularak bir anda Kral Süleyman’ın ayaklarına atıldı ; “Yalvarırım yapmayın, ben annelik hakkımdan vazgeçiyorum, arkadaşıma verilsin bebek, razıyım, yeter ki yaşasın, bir zarar gelmesin bebeğin tek bir kılına..” Hz.Süleyman usulca gülümsedi ve bebeğin ayaklarına kapanan kadına verilmesini emretti. Çünkü ancak seven, merhamet duyan gerçek bir anne böyle davranırdı.

Görüldüğü gibi hayatın her safhasında, her canlıda -özellikle insanlarda- merhamet duygusuna rastlıyoruz. Unutmayalım ki insan, içinde merhamet duygusu var olduğu sürece insandır.

Yorum Yap

Yorum Yap