1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. Spora Dair-Sevilay Doğru

Spora Dair-Sevilay Doğru

Spora Dair-Sevilay Doğru

Hareket, canlılığın tek belirtisi olduğu gibi vücut eğitiminin de önde gelen tek vasıtasıdır. O halde insan hayatı ile bu kadar sıkı bağlılığı olan beden kültürünün gelişimini ilk insanlardan başlayarak araştırmak beden eğitimi ve spor tarihini gözler önüne serecek tek yoldur.
İlk insanların doğadaki güçlüklere karşı tek başına yaşama savaşı verdiği tarih öncesi çağlarda beslenme, korunma, barınma, giyinme çabasına dönük içgüdüsel hareketlerini ve insanın doğaya hâkim olmaya yüz tuttuğu dönemden itibaren başladığını gördüğümüz bilinçli hareketlerinin bir başlangıcı olarak saymamak da mümkün değildir. Peki, ihtiyaçtan doğan hareketlerin rekabet, kazanma hırsı, başarıya dönüşme serüvenlerine kimler yön verdi?

FUTBOL

FIFA, futbola benzeyen ve bilimsel kanıtlara sahip olan ilk oyunun, M.Ö. 300-200 yıllarında Çin’de askerî eğitim amacıyla oynanan CUJU’ya dayandığını belirtmektedir. Kıl ve tüyle doldurulmuş deriden yapılan bir topun, iki bambu kamışıyla sabitlenen 30-40 cm yüksekliğindeki bir kaleye atılmasını amaçlayan bu oyunda; topa el ve kollar dışındaki her yerle temas etmek mümkündü.

Türkiye’de ise futbol oynayan ilk Türk 1898 yılında İzmir’de İngilizlerle beraber futbol oynayan Selim Sırrı Tarcan olmuştur. Ancak kendisine  ilk Türk futbolcusu diyemeyiz. İlk Türk futbolcusu Fuat Hüsnü Bey’dir. İstanbul’da futbolu İngilizlerden görerek merak salan Fuat Hüsnü Bey, daha sonra arkadaşlarını ikna ederek ilk Türk futbol takımını kurmuştur. “Black Stocking” adı alan takım, Rumlarla bir maç yapmış ve bu maçı 5-1 kaybetmiştir. Fuat Hüsnü Bey, daha sonra İngilizlerin kurduğu Kadıköy takımında “Bobby” takma adıyla oynamıştır.
“Black Stocking” takımının başarısızlığından sonra Türkler uzun süre futbol oynayamamışlardır. Ancak, kimse de bu oyunun cazibesinden kendilerini kurtaramamışlardı. Türkiye’de kurulan kulüplerin hemen hemen hepsi futbol kulübü olarak kurulmuştur. Bir önemli istisna “Beşiktaş Jimnastik Kulübü”dür. İlk futbol kulübü ise “Galatasaray Spor Kulübü”dür.”

BASKETBOL

Şüphesiz basketbol dünyanın en popüler sporlarından bir tanesi. FİBA, basketbolun popülaritesinin artmasında çok önemli rol oynamıştır. Gelelim basketbolu kim buldu konusuna… Basketbol 1891 yılında James Naismith tarafından bulunmuştur. James Naismith‘in  bu oyunu icat ederken ilk amacı, soğuk kış günlerinde öğrencilerinin dışarı çıkamaması nedeniyle onlara, kapalı alanda vakit geçirebilecekleri bir oyun vermekti. İlk zamanlar basketbol potası 3 metre yüksekliğindeydi. Pota çemberi yerine şeftali sepeti kullanılmaktaydı. Oyuncular sayı yaptıklarında top şeftali sepetinin içerisinde kalmaktaydı. Bir kişi her seferinde topu sepetin içerisinden çıkartmak zorunda kalıyordu. Bu zorluk ve zaman kaybı nedeniyle sepetin altı kesilerek topun aşağıya kendisin düşmesi sağlandı. Şeftali sepeti en son 1906 yılında kullanıldı. Daha sonraki yıllarda günümüz pota ve çemberi kullanıldı.

Basketbol, Türkiye’de ilk defa 1904 yılında Amerikan Robert Koleji öğrencileri tarafından oynanmıştır. Basketbolun Türkiye’de bilinçli ve kapsamlı yayılmasını 1911 yılında Galatasaray Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni olan Ahmet Robenson sağlamıştır. Yine 1913 yılında ilk basketbol şubesi Fenerbahçe’de açılmıştır. İlk zamanlarda savaş yılları olması ve oynayacak rakip bulunamaması nedeni ile basketbolda bir gelişme olamamıştır. Bilinen ilk resmi müsabaka 1921 yılında Yüksek Öğretmen Okulu öğrencileri ile İstanbul’da yaşayan Amerikalılar arasında olmuştur.

MASA TENİSİ

On dokuzuncu asırda ping – pong adıyla ilk defa İngiltere’de yemek masaları üzerinde oynanmaya başladı. Aynı yüzyılda bilhassa İngiltere’nin sömürgesi durumundaki Hindistan ve Uzakdoğu’da da oynandığı görüldü. Bu dönemde değişik kuralların uygulandığı oyun, standart masallarda oynanmıyordu. 1926 yılında kurulan Milletlerarası Tenis Federasyonu (ITTF) oyunun belli kaidelerini tespit etti. İlk zamanlar ping-pong adı ile Avrupa ve ABD’de yayılmıştı. Ancak Birinci Dünya Savaşından sonra bu isim masa tenisi olarak değiştirildi ve milletlerarası standart bir oyun hâline getirildi. Öncelikle bu sporda Avrupalılar liderliği yürütürken 1952’de Bombay Dünya Şampiyonasında Japonlar liderliği aldılar. Her ne kadar 1959’da Dortmund’da Batı Almanya ve Çin başa geçmişlerse de 1961’de Japonlar tekrar liderliği kazanmışlardır. İlk masa tenisi raketleri, düz tahtadan yapılıyordu. 1902 yılında Bryan’s  Atropos şirketi, bunların üzerine lastik geçirdi ve patentini aldı.

Türkiye’de ilk defa 1920’li yılların ikinci yarısında tanınmaya başladığı, ilk kez Robert Koleji’nde oynandığı bilinir. Cazip ve hareketli bir spor dalı olan masa tenisi İstanbul’da hızla yayılmıştır. İlk İstanbul Şampiyonası 1930 yılında, Altınordu Spor Kulübü tarafından düzenlenmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü’nden aynı zamanda yüzücü ve boksör olan Raşit Bey finalde İstanbulsporlu Semih Duransoy’u yenerek sarı-lacivertli kulübe bu dalda ilk şampiyon unvanını kazandırmıştır.

 

Yorum Yap

Yorum Yap