1. Ana Sayfa
  2. Şiir
  3. Kul Himmet- Kader Çoban
reaksiyion-alkis

Kul Himmet- Kader Çoban

Kul Himmet- Kader Çoban

Kul Himmet, 16.yy’da yaşamış, yedi ulu erenlerden biridir. Tokat’ın Almus İlçesi  Görümlü (Varzıl) Köyü’nde yaşamış, bu köydeki Alevilerin derli toplu yaşamasını sağlamıştır.

Türbesi Görümlü Köyü’ndedir. Aynı köyde sülalesi devam etmektedir. Torunlarının hepsi Alevi dedesidir ve çok sayıda talipleri vardır. Yine aynı köyde Görümlü Köyü Kul Himmet  Kültür Sevgi ve Dostluk Derneği adı altında bir dernek kurulmuştur. Bu dernek her yıl 19-26 Ağustos arasında Cumartesi ve Pazar günleri Kul Himmet Kültür Etkinlikleri düzenlemekte ve bu vesile ile her yıl Kul Himmet anılmaktadır.

KUL HİMMET ‘ İN HAYATI

Kul Himmet’in aslı İran’dan gelmektedir.  Şeyh  Safiyeddin torunlarından Şeyh Cüneyt’in iki oğlu olur: birisi Şeyh Haydar, Hatai’nin babası;  diğeri Şeyh Muhyeddin,  Kul Himmet’in babasıdır. Şeyh Muhyeddin, 1500’lü yıllarda İran’dan Türkiye’ye gelerek Sivas yöresine Şeyh Safiyeddin buyruğunu benimsetmek ve yanlış yola giden talipleri doğru yola çevirmek için Hoca Ali’nin oğlu Şeyh İbrahim taliplerinin yanında yıllarca kalır. Daha sonra orman içinde tenha bir yere gelir. O zaman Kul Himmet, babasına ” Bizim mekânımız burasıdır. Çünkü batın ilminde İmam Rıza, nasip verirken bana senin, nasibin bu kiren ağacının dibindedir deyip kasağuyu (yanan odun parçası) atmıştı.” der. Kul Himmet’in türbesi yapılırken o kiren  ağacı sökülmüştür.

Görümlü Köyü, tahminen  500  yıllık köydür. Herkes babasından ve dedesinden duyduklarını anlatır. Herkes 200-300 yıllık maziyi rahat bir şekilde anlatır. Bunun için kesin olmamakla birlikte Kul Himmet 1550 yıllarında doğup 1620 yıllarında dünyadan göçtüğü kanaatindeyiz.

Bunu Kul Himmet’in bu köyde büyüdüğü ve bu köyde vefat ettiğini; annesinin, basının ve kendi adının ne olduğunu yazmış olduğu şu şiirden anlıyoruz.

 

Aslıma sorarsanız be hey sofular,

Aslımız on iki imama çıkar.

Aslıma neslimi diyeyim sana,

Neslimiz Ahmedi Muhtar’a çıkar.

 

Hüseyin’dir ceddim, cennet celalim,

Annenden gelme ummana çıkar.

Ondan İmam Zeynel’i Bakır,

Soyumuz bizim zindana çıkar.

 

Musa Kazım Hüseyin için çok ağladı.

Oğlu Hamza’yı Abdul Kasım’a çıkar.

Hamza’dan geldi Abu Muhammed,

Onun oğlu İsmail’den çıkar.

 

İsmail’i oğludur ol Cafer,

Cafer oğlu Muhammed’e çıkar.

Muhammed oğlu Hüseyin’den gelmişem,

Hüseyin oğlu Feyruz Şah’a çıkar.

 

Muhammed Hafız ondan geldi.

Biliniz imamlar yolu ikrara çıkar.

Hafız’ın oğlu Saadettin bilin,

Evliya oğlu Kutbettin’e çıkar.

 

Kutbettin’den geldi Şeyh Salih,

Şeyh safının dedesi Salih’e çıkar.

Emanetinin adıdır Cebrail,

İşte Şeyh Safi gibi imama çıkar.

 

Şu dünyada bozulunca aslımız,

O zaman rumuzu evliyaya çıkar.

Azmi Rahi Rum’a kılmışam,

Cedd-i  pakım Erdebil’ e çıkar.

 

Erdebil’den gelince Rum’a,

Sözümüz daim didara çıkar.

Şeyh Safi buyruğuna eyledim kabul,

Sözümüz İmam-ı Cafer’e çıkar.

 

Evladımın adını koymuşam Şahin,

Hakk’a doğru yol bulanlara çıkar.

Rum diyarına destimi attım.

Ali sırrı Şah-ı Erdebil’ e çıkar.

 

Şahinime yolumu eyledim teslim,

Aslımız bizim Erdebil’e çıkar.

Adımı annem Hüseyin koydu.

Babam Muhyeddin’dir  imama çıkar.

 

Bana himmet eyledi Şah Hatai,

Buna inanmayan mervana çıkar.

Bundan sonra adım oldu Kul Himmet,

Evliya yolu kırklara çıkar.

 

Sofu bana sırrımı ayan ettirdin.

Sırrı faş edenler şeytana çıkar.

Buna göre Kul Himmet adını eyledim kabul,

Onun için adım Hümmet’e çıkar.

 

 

KUL HİMMET’İN TÜRBESİNİN YAPILIŞI

Kul Himmet türbesi eskiden ardıç ağaçları ile çevrili bir toprak yığını idi. Yalnız mezarının baş yanında kuru bir kiren ağacı vardı. Köyün yaşlıları ağacın eskiden yaş ve yeşil olduğunu söylerlerdi. 1967 yılında türbe yapılırken bu ağacı sökmüşlerdi. Kiren ağacını, Kul Himmet evlatları kutsal sayar. Hatta yemin ederken seni kirenin dibinde yatana  havale ederim, derlerdi.

Köylüler türbeyi yaparken bir olaya şahit olmuşlar. Almus kazasının Kavaklık Köyü’nden  türbeyi yapmak için bir usta getirilir.  Yatırı hiçe sayan usta hem çalışıyor hem inançsız olduğundan “ Kul Himmet evliya olur mu?” diyerek alay ediyordu.

Aynı usta köyde misafir edildiği dede evinde gece uyurken rüyasında karşısına aksakallı bir zat çıkıyor. Aksakallı zat adama “Beni tanır mısın?  Ben Kul Himmet’im, sen beni hiçe sayıyorsun. Senin gözünü çıkarırım, benimle fazla uğraşma.” der ve kaybolur. Usta derin uykusundan uyanır, gördüğü rüyanın etkisiyle “Vay gözüm ağrıyor.” der ve başka bir şey demez. Malzemesini alarak köyü terk eder.  Köyüne vardıktan sonra doktora gider. Doktor, gözünün bir çaresini bulamaz. Sonra  usta felç olur ve vefat eder. Sonradan Kul Himmet türbesinin inşaatına devam etmesi için Tokat’tan getirilen ve sünni olduğunu söyleyen bir usta salavat ile  işe başlar ve türbenin inşaatını bitirir.

Kul Himmet’in kabrinin baş tarafında bir 10 kilogramlık top mermisi gibi taş vardır. O taş hâlâ orada durmaktadır ve halk o taşın Horasan’dan atıldığına iman etmektedir. Kul Himmet türbesinin 10 metre güney batısında oğlu Hacı Yakup’un türbesi vardır. Yine Kul Himmet’in türbesinin 50 metre doğusunda Molla Habip adında bir zatın yel  ve sızı tekkesi vardır.

 

Not: İrfan Çoban- Kul Himmet kitabından faydalanılmıştır.

Yorum Yap

Yorum Yap