1. Ana Sayfa
  2. Kültür
  3. İpek Yolu’nun Tarihsel Serüveni ve İpek Yolu’nda Tokat Şehri- Samet Taş

İpek Yolu’nun Tarihsel Serüveni ve İpek Yolu’nda Tokat Şehri- Samet Taş

İpek Yolu’nun Tarihsel Serüveni ve İpek Yolu’nda Tokat Şehri- Samet Taş

İpek Yolu’nun Tarihsel Serüveni

Tarihteki en kadim (eski) ve gelişmiş uygarlıklardan olan Mısır, Roma, Mezopotamya, Çin, Hindistan ve Türk medeniyetlerinin en önemli özelliklerinden biri gelişmiş ticaret ağlarına sahip olmalarıdır.  Tarihsel süreçte günümüz medeniyet ve kültürlerinin ekonomik, sosyal, kültürel, dinî gelişimlerinin önünü açan ve ortak mirasımız haline gelen bazı yollar vardır. Kürk Yolu, Kral Yolu, Baharat Yolu, İpek Yolu “kültür ve medeniyet köprüsü” olarak anılan bu yollardan bazılarıdır.

Birbirinden farklı pek çok milletin, bölgenin, iklimin, ülkenin toprağı üzerinden geçen İpek Yolu, İlkçağ ve Orta Çağ’dan itibaren Çin ile Ortadoğu ve Batı ülkeleri arasında kullanılan ana ticaret yoludur. İpek Yolu, asırlar öncesinde Avrupa’nın, Doğunun kaliteli ipek ve baharatını tanıyınca bu ürünlere büyük bir ilgi ve talep göstermesi üzerine sadece ticaret amacı ile kullanılmaya başlamıştı. Doğudaki Çin, Hindistan gibi ülkelerden temin edilen ipek, baharat, kâğıt, porselen, değerli madenler, taşlar batıda Mısır ve Roma gibi ekonomisi zengin ülkelere ulaştırılmaya başlamıştı. Günümüzde İpek Yolu olarak andığımız bu önemli yol tarihsel süreçte “Büyük Yol, Ulu Yol” gibi isimlerle anılmıştır.

İpek Yolu’na bu isim Alman coğrafyacısı Ferdinand Von Richthofen tarafından, Çin ile Ortadoğu arasında yapılan ticaretin temel ürünü olarak dokuma hammaddesini olarak ipek teşkil ettiği için verilmiştir. Uzun yüzyıllar boyunca bu medeniyetler birbiriyle ilişki içinde olmuşlardır. Yazımızın odak noktasını oluşturan İpek Yolu da işte bu kültür ve medeniyetler arasında tarih boyunca bir ticaret güzergâhı olmasının yanında farklı kültürlerin, dinlerin, dillerin, geçmiş insanlığın fikirlerinden süzülen bilgi birikimlerini, uygulamalarının aktarıldığı, tüccarların, gezginlerin ve âlimlerin, sanatkârların, din adamlarının takip ettiği tarihi kervan yolu olarak görev yapmıştır. Bu sebeple tarihte çok önemli bir yeri vardır.

Türk tarihinde önemli bir yer tutan İpek Yolu hakkında eski Türk tarihi kaynaklarında bilgiler edinmek mümkündür. Kadim Orta Asya kültürlerinde ipek ve ipekten imal edilen kumaşlar ticaret ve hediye için çok değerli ürünler olarak görülmüştür. Çinliler ipeğin imali ve işlenmesi konusunda çok başarılı olmuşlar, dost olarak görünmek için ipeği, ipekli kumaşları, ipek giysileri siyasi ve askerî açıdan rakipleri olan Türklere karşılıksız olarak vermiş, zamanla etkilerine alarak hükmetmeye başlamışlardır. Orhun Abideleri’nde Göktürk Hakanı Bilge Kağan vasiyetinde bu konuda şöyle demektedir: “Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş. Türk milleti yine Çin’in tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün; Türk milleti, öleceksin!”

İpek Yolu güzergâhı ve haritası göz önüne alındığında dünyanın en önemli ve çok büyük bölgelerini, devletlerini, şehirlerini olumlu yönde etkilemektedir. Uzak Asya’da Çin’in Şian şehrinden başlayarak, bütün Orta Asya coğrafyasında boylu boyunca ilerleyip Özbekistan’ın Kaşgar şehrinden geçerek ikiye ayrılan yoldan, birincisi Afganistan ovalarından Hazar Denizine, diğeri de Kara Kurum Dağlarını aşarak İran üzerinden Orta Doğu ülkelerine ulaşıp Akdeniz’e ve Afrika bölgelerine, bir taraftan da Anadolu’dan devam ederek deniz yolu ile ve Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’nın her tarafına ulaşmaktaydı. Bir başka yolda Türkistan’ın güneyinden geçerek Hindistan’a varmaktaydı. Farklı dönemlerde yer ve yön değiştiren bu yol, Tacikistan’ın güney kesiminde bulunan Pamir Ovasında Taş Kule denilen bölgede, batıdan ve doğudan gelen mallar takas edilip, değiştirilmekteydi.

İslam öncesi ve İslamî dönemden itibaren Hunlar, Köktürkler ile yerleşik yaşama geçen Uygurlar “Argış” adı verilen kervansaray benzeri konaklama yapıları inşa etmişler , Karahanlılar, Akhunlar, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu dönemlerinde işlek bir yol olarak kullanılan İpek Yolu, Osmanlı döneminde de işlerliğini sürdürmüş ancak Avrupalıların 15. yüzyıldan itibaren başlattıkları Coğrafi Keşifler ve yeni alternatif yol ağları ve ticaret yolları oluşturulması sonucu İpek Yolu eski cazibe ve önemini kaybetmeye başlamıştır.

 

İpek Yolu’nda Tokat Şehri

Türkler tarafından 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı ile yeni bir vatan ve yurt haline getirilmeye başlanan Anadolu coğrafyası, 1176 Miryakefalon Savaşı ile de “Turchiya ve Turkiya” isimleri ile anılarak bir Türk yurdu haline getirilmiştir. Orta Asya’dan getirilen kadim kültür ve bilgi mirasının etkisi ile yeni yurtları Anadolu’yu bayındır ve refah ülkesi haline getirmeye çalışan Türkler, Türkmen Beylikleri, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar dönemlerinde Anadolu açısından İpek Yolu’nun altın dönemlerini yaşatmışlardır.

Anadolu’da İpek Yolu ile bağlantılı yolda ulaşım ağlarını aktif olarak kullanan Türkler, eski devirlerden kalan ıssız yolların geçtiği Türk illerindeki topraklar üzerinde, 30- 40 kilometre aralıklarla, mimari açıdan ve sanat değeri bakımından görkemli ve özenli hayvan, bitki işleme ve süslemeleri olan kesme taşlardan yapılmış hanlar, kervansaraylar, ribat adı verilen pazarlar, köprü ve geçitler, zaviyeler inşa etmişlerdir. Bu ticari, sosyal ve kültürel niteliği olan tarihi mekânlar ticari konaklama merkezleri olup, bugünkü otellerin görevlerini yerine getirmekteydiler. Bu kervansaraylar arasında seyahat ve ticaret, ülkelerin askeri merkezleri tarafından emniyet altına alınmış, buraya gelenlerin mallarını rahatlıkla ve güvenle pazarladıkları ortam oluşturulmuştur. Bu mekanlara yüklü ve değerli ticari kervanlarla gelip kalanların kendileri ve hayvanları için hekim, baytar ve nalbant bulundurulmuş, ayrıca dinlenme ve konaklama için odalar, tedavi için şifahane, kütüphane, ibadet yerleri, yıkanmak için hamam, su ihtiyacı için çeşmeler yapılmıştır.

Medeniyetlerin kesişim ve buluşma noktası olma özelliğini tarihin her döneminde sürdüren Anadolu coğrafyası, İpek Yolunun da en önemli buluşma ve kavşak noktalarından biriydi. Batıya Avrupa’ya uzanan yolda Anadolu’da birçok kola ayrılarak bir örümcek ağı misali Anadolu’yu sararak Karadeniz, Ege ve Akdeniz’de ki limanlara uzanmaktaydı. İran üzerinden gelen yolun Anadolu’da ki güzergâhları şöyleydi:
1-Tebriz-Bargari-Erciş-Malazgirt-Hınıs-Erzurum-Tercan-Erzincan-Sivas-Şarkışla-Kayseri-Aksaray-Konya-Adana-Ayas.
2
– Tebriz-Erzurum-Sivas-Kayseri-Aksaray-Konya-Antalya-Alanya.
3-Tebriz-Erzurum-Bayburt-Gümüşhane-Trabzon.
4-Tebriz-Erzincan-Sivas-Tokat-Amasya Samsun-Sinop.
5– Tebriz-Sivas-Yozgat- Ankara-İstanbul. 6- Konya-Isparta-Denizli-İzmir

Konumuz ve yerel tarih kapsamında şehrimiz Tokat ile ilgili olan İpek Yolu’nun Tebriz-Erzincan-Sivas-Tokat-Amasya Samsun-Sinop hattı, Türklerin Anadolu’yu yurt edindikleri ilk dönemlerden itibaren  aktif olarak kullanılmış ve Saltukoğulları, Mengücekoğulları, Danişmendoğulları, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılar dönemlerinde çeşitli ticari, sosyal ve kültürel yapılarla donatılmıştır.

 

Tokat şehrinde İpek Yolu güzergahında inşa ettirilen ilk önemli yapılar Anadolu Selçuklu Dönemi’ne ait han ve kervansaraylardır. Bunların en önemlilerinden bir tanesi Pazar ilçesinde yer alan Mahperi Hatun Kervansarayı’dır. Amasya- Tokat yolunun 90. km’sinde (Tokat-Zile yolu üzerinde) inşa edilmiş olan yapının Hicri 636 (1238-39) yılında I. Alâeddin Keykubat’ın karısı Mahperi Hatun tarafından oğlu Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında yaptırıldığı bilinmektedir. Günümüzde aslına uygun olarak restore edilen mekan, kafeterya ve konaklama niteliği yeniden hizmet vermektedir. Yine bu kervansarayın hemen yanı başında bulunan Yeşilırmak üzerindeki Mahperi Hatun Köprüsü hem geçmişin hem de taşıt ve insanların yükünü sırtlayarak yol üzerindeki konuk ve ziyaretçilerini selamlamaktadır.

Anadolu Selçuklu mirası bir diğer yapı olan Tahtoba Kervansarayı Tokat il merkezine 30 km uzaklıkta Pazar-Artova arasındaki tarihi güzergâh üzerinde kurulmuştur. Kesin inşa tarihini bildiren bir kitabesi bulunmaması ile birlikte kervansarayın, Mahperi Hatun tarafından yaptırıldığı kabul edilmekte ve XIII. yüzyıla tarihlenmektedir. Günümüzde yalnızca temel duvarları ve kalıntıları ayakta kalmayı başarmıştır.

Tarihi İpek Yolu’nun Anadolu Selçuklularından kalan bir diğer önemli mirası Çamlıbel Kervansarayı Tokat-Sivas kara yolunun 25.km.sinde, Çiftlik kasabasına 2 km mesafede kurulmuş olan bir yapıdır, XIII. Yüz yılda inşa edildiği belirtilmektedir. Tokat-Sivas istikametinde karayolunun hemen yanında bulunan bu yapı zamanın ve insanların yıkıcı etkilerine dayanamayarak, kubbe ve temel taşlarının bir kısmı ile geçmişin sessizlik ve hüznünü adeta resmetmektedir.

Elimizdeki verilere göre Anadolu Selçuklularından Gümüş Top Hanı Tokat ili Turhal ilçesine bağlı Gümüştop (Dazya) Köyü’nün yaklaşık olarak 350-400 m. Güneybatısında, Ortaçağlardan kalma bir hanın temel izleri mevcuttur. Yörenin kuzeyinden gelen tarihi ticaret yolunun güneye birleştiği noktada yer almakla birlikte temel yapısı hariç zamana yenik düşmüş, harabe halini almıştır.

Tokat il merkezinde Novada AVM ve GOP Stadyumu’nun bulunduğu caddede bulunan, Kanal-Tokat’ın hemen yanında Millet Kıraathanesi olarak hizmet veren Şeyh Meknun Zaviyesi İpek Yolu üzerindeki yolcu ve tüccarların ihtiyaçlarını yüzyıllarca karşılayarak, Yeşilırmak üzerindeki Hıdırlık Köprüsü ile birlikte Anadolu Selçuklularından miras kalan İpek Yolu yapılarından biri olarak ve modern zamanın orta yerinde tüm mahzunlukları ve kalabalıklar içindeki terk edilmişlikleri ile bizleri selamlamaktadırlar.

Tokat’ta Osmanlı Dönemi’ne ait İpek Yolu kültürel mirası ve kalıntıları genel olarak şehir merkezinde yoğunlaşmaktadır. Bunlardan en görkemli ve abidevi olan eserimiz Tokat Voyvoda Hanı ya da bilinen adı ile Taşhan’dır. 1631 yılında IV. Murat Döneminde konaklama ve arastalı çarşı-pazar niteliğinde inşa edilen bu han, orijinal ve tarihi aslına uygun olmamakla birlikte kafeterya ve otantik dükkanlar olarak canlılığını ve işlerliğini devam ettirmektedir.  Tarihi Taşhan’ ın yapı özelliği bozulmadan nostalji Kervansaray otele dönüştürme projesi amaçlanmaktadır.

Tokat Sulusokak Mahallesinde yer alan Suluhan yapılış tarihi bilinmemekle birlikte tarihî İpek Yolu’nun Tokat’taki önemli kavşak noktalarından biri olup günümüzde Tokat Belediyesi Aşevi olarak hizmet vermektedir.

Tokat Sulusokak mevkiinde bizleri karşılayan bir diğer yapı Paşa Han’dır. 1752 yılında Sultan I. Mahmut Döneminde inşa edilen yapı, restore edilmeyi beklemektedir. Sulusokak’ta bulunan bir diğer önemli İpek Yolu kalıntısı 14. Veya 15. Yüzyıla tarihlenen Arastalı Bedesten adlı yapıdır. Bu yapı günümüzde Tokat Müzesi binası olarak hizmet vermektedir.

Sulusokak Çarşısı’nın İpek Yolu açısından değerli bir diğer yapısı Deveciler Hanı’dır. Bu han 15. Yüzyılda inşa edilmiş, işlek bir han ve pazar olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise restore edilerek GOP Üniversitesi’ne bağlı olarak Devlet Konservatuarı ve Güzel Sanatlar Fakültesi binası olarak kullanılmaktadır.

Okulumuzun içinde bulunduğu Almus ilçemiz açısından İpek Yolu’na ait maddi bir kültür kalıntısı elde bulunmamakla birlikte, görüştüğüm bazı büyüklerimiz eski sözlü anlatılara dayandırarak geçmişte bazı ticari kervanların ilçemizden geçtiğini belirtmektedirler. Muhtemelen Almus ilçesinden geçen bu kervan yolu İpek Yolu’nu oluşturan ticari ağ ve hatların Tokat-Almus-Niksar üzerinden geçerek Karadeniz sahiline uzanan bir kısmını oluşturmakta idi. Tabi ki bu bilgilerimiz de diğerleri gibi teyit edilmeye muhtaç haldeler.

Tarihin en eski dönemlerinden itibaren kültür ve medeniyetin nesillerden nesillere, toplumlara ve farklı coğrafyalara aktarılmasında aracı rolü oynayan tarihi İpek Yolu ve onun üzerinde inşa edilmiş sayısız abidevi eser ve yapılar, birer “hafıza mekanı” olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Medeniyetler çatışmasını yaşadığımız bu yeni yüzyıl açısından tarihi İpek Yolu’nun ticari, kültürel, sosyal yönleri yeniden canlandırılarak ve aktif hale getirilmesinin önemli olduğu kanaatini taşıyoruz.

 

Belki de ve de çoğu zaman yanı başından geçtiğimiz ve harap halde görüp yanından ilgisizce çekip gittiğimiz bu geçmişin sessiz, sakin, dilsiz tanıkları; yüzyılların sesini, nefesini, birikimini, bir kuşun cıvıltısını, yollar üzerinden geçip gitmiş belki de nesilleri bile yok olmuş insanların neşelerini, sevinçlerini, hüzünlerini ve anılarını bizlere fısıldamaya devam ediyordur.

Eğilip kulak vermeye ne dersiniz?

 

 

Yorum Yap

Yorum Yap